Ay Işığında Öyküler - 01

Ludwig van Beethoven - 1. Bölüm

Ludwig van Beethoven'in hayatının ve eserlerinin yer aldığı bu yazı dizisinin başlığı "Ay Işığı'nda Öyküler" olsun istedim. "Ay Işığı Sonatı" Beethoven'in en bilinen eserlerinden biri olduğu için belki de. Belki de böyle bir başlık kulakta güzel tınladığı için...

Rus besteci Çaykovski'nin yaşadığı ruhsal bunalımları kaç kişi biliyor? Ya da Shostakovich'in inişli çıkışlı hayatını... Peki, Anton Webern'in bir Amerikan askerinin tüfeğinden çıkan kurşunla öldüğünü kaç kişi bilir? (Değerli hocam Fırat Kutluk'un dersinde sözü geçene kadar ben de bilmiyordum. Sağ olsun. -Sadece bu bilgiyi verdiği için değil tabii ki. Tüm emekleri ve bilgi paylaşımları için)

Klasik müzik ile fazla ilgisi olmayanlar da dâhil olmak üzere hemen herkesin adını bildiği, hayatından küçük kesitler anlatabileceği bir besteci Beethoven. Müzikle az çok ilgilenenler, Onun eserlerinden bir temanın kısa bir bölümünü mırıldanabilir. Böylesine tanınan kaç besteci adı söyleyebiliriz?

Ludwig van Beethoven. Müzik tarihinin belki de en gözde bestecisi. Mağrur, özgürlükçü, deha... Romantizmin öncüsü. Dönemin en baskın sanatçı imajı... Müzik kitaplarında bu sözlerle anlatılır Beethoven. Mozart'ın "Bu çocuğa dikkat edin. Bir gün gelecek, bütün dünya Ondan bahsedecek!" Sözü Beethoven'in, ustalarının sahip olduğu yeteneğe ve dehaya sahip olduğunun ve müzikte derin değişimler hazırlayacağının da habercisidir aslında. Yazar Sidney Finkelstein da yaratıcılığı, yenilikçiliği ve özgürlükçülüğü ile çağdaşlarını ve kendinden sonraki pek çok besteciyi etkileyen Beethoven'i, "Kimsenin üniformasını giymedi!" sözleriyle betimler. Bestecinin bu özellikleri, özellikle de mağrur oluşu yaşandığı öne sürülen ve müzik kitaplarının pek çoğunda yer alan şu hikâyede belirgin şekilde görülür.

Yıl 1812. Yer Teblitz:

Beethoven ve dönemin bir başka büyük ismi Alman Şair Goethe yolda yürürken yanlarından bir araba geçer. İmparatorun arabasının geçtiğini gören Goethe şapkasını çıkarıp selam verirken; Beethoven, umursamaz tavrı ile elleri arkada, başı dik bir şekilde durur. Araba uzaklaştıktan sonra Goethe'nin "O, İmparatordu! Neden selam vermedin?" sözüne karşılık Beethoven'in cevabı, "O imparatorsa, ben de Beethoven'im. Bendeki asalet burada ve burada." olur.

Büyük olasılık, birbirlerine çok değer veren ve fırsat buldukça birlikte uzun yürüyüşlere çıkan Goethe ve Beethoven'in son yürüyüşüdür bu. İmparatorun arabasının geçtiğini gören Goethe şapkasını çıkarıp selam verirken; Beethoven'in umursamaz tavrı ile elleri arkada, başı dik bir şekilde durması, asalete çok değer veren şairi bir hayli sinirlendirir. Bir de "O, İmparatordu! Neden selam vermedin? "sözlerine karşılık, Beethoven'in "O imparatorsa, ben de Beethoven'im. Bendeki asalet burada ve burada!" diyerek aklını ve yüreğini göstermesi iki dostun arasını açar.

Çevresindeki çok kişiye göre -sonraları bu kişilere Goethe de dâhil olur.- Beethoven, aksi, haşin ve kabaydı. Gerçekten aksi ve kaba mı? Yoksa içindeki sevgiyi ya da korkularını gizleme çabası mı? Bilemeyiz. Ama Mağrur, cesur, özgürlükçü ve eşitlik taraftarı olduğu bir gerçek. Ayrıca Ona göre, bireyler devlet yönetimiyle işbirliği içinde olmalıydı. Fransa'da genel oy hakkının verileceğini umuyor ve bunu Napolyon Bonaparte'ın sağlayacağına inanıyordu. Bu dönemdeki eserlerine bakıldığında, kahramanlık ve savaş temalarına sıkça rastlanır. İkinci senfonisinin Allegro bölümü ve İmparator Alexander'a adadığı sonat gibi. Kahramanlık temasının ağır bastığı bir eser de, Otto von Bismark'ın "Eğer sık sık dinleseydim daima cesur olurdum!" dediği "Apposionata" başlıklı Op.57, 8 numaralı piyano sonatıdır.

Rabia TAŞALTI





Atölye Hakkında | Özgeçmişler | Fotoğraf | Video | Yazılar | Basında | Etkinlik&Duyurular | İletişim

Teşvikiye mh. Şakayık sk. Nil Apt. No:55 Da:1 Nişantaşı - İstanbul
Telefon: (0 536) 475 25 71